Fırat Haber

Yara bandı: kim, ne zaman icat etti?

Yara bandını, 1920’li yılların başında, ABD’de ameliyatlar için gazlı bez ve pansuman malzemesi üreten bir şirkette çalışan Earle Dickson icat etti.

Hepimiz çocuk olduk. Arkadaşlarımızla seksekten istopa, saklambaçtan yedi kiremite, körebeden yakan topa çeşitli oyunlar oynadık, güldük, eğlendik. Bazen oyunlara kendimizi o kadar kaptırırdık ki önümüzde, arkamızda, sağımızda, solumuzda ne olduğuna bakmadan koşar, oyunu kazanmak için acele ederdik. Oyun oynamak her ne kadar eğlenceli olsa da bu dikkatsizliğimiz yüzden bazen küçük kazalar yaşardık. Ya yere düşer ya da bir yere çarpar, bu yüzden de kollarımızda ya da bacaklarımızda ufak sıyrıkların oluşmasına yol açardık. Neyse ki böyle durumlar için minik bir kurtarıcımız vardı: yara bandı. Çocukluğumuzu geride bırakmış olsak da evimizde ya da dışarıda dikkatsizliğimiz yüzünden oluşan ufak sıyrıklar ya da kesikler için hâlâ yara bandını kullanıyoruz. Peki yara bandını kim, ne zaman icat etti? Gelin bu soruların cevaplarını birlikte öğrenelim.

Earle Dickson, 1920’li yılların başında, ABD’de ameliyatlar için gazlı bez ve pansuman malzemesi üreten bir şirkette çalışıyordu. Dickson’un eşi Josephine yemek yapmayı sevse de sürekli elini kesiyor veya yakıyordu. O zamanlar bu tür küçük yaralanmalarda bir parça gazlı bez ve bu gazlı bezi yerinde tutmaya yarayan yapışkan kumaş sargı kullanılıyordu. Ancak her seferinde her iki malzemenin de ayrı ayrı yaranın boyutuna göre kesilmesi gerekiyordu. Üstelik kumaş sargının tek başınayken ele sarılması kolay değildi. Bu yüzden sargı sık sık düşüyordu. Dickson bu duruma daha pratik bir çözüm bulmak için birtakım denemeler yapmaya başladı.

Earle Dickson önce cerrahî bir bant şeridinin ortasına steril bir gazlı bezi katlayıp yerleştirdi. Ardından da kendi kendine yapışmaması için bandı krolin adı verilen yapışkanlı bir kumaş ile kapladı ve rulo hâline getirdi. Böylece Josephine artık ihtiyaç duyduğunda bu şeritten istediği kadar kesip pratik bir şekilde kullanabilecekti. Dickson tasarımını ticari olarak satışa sunma konusunda şirketini ikna etti ve bir süre sonra şirket “Band Air” marka adıyla el yapımı yara bandı üretmeye başladı. Başlangıçta satışlar çok iyi olmasa da şirketin ülke genelinde izcilere ücretsiz yara bandı dağıtmasıyla işler yoluna girdi. Bundan üç yıl sonra üretimde makineler kullanılmaya başlandı. Zaman içinde şirketin en bilinen ürünü hâline gelen yara bandı tasarımı nedeniyle Dickson çalıştığı şirketin başkan yardımcılığına kadar yükseldi.

Yara bantları kirin, suyun ve mikroorganizmaların yaranın içine girmesini ve enfeksiyona neden olmasını engeller. Yara bantlarının üzerindeki hava delikleri sayesinde oksijen yaraya ulaşır ve bu da vücudun kesik ve sıyrıkları kendi kendisine iyileştirmesine yardımcı olur.

Günümüzde farklı ölçülerde ve şekillerde yara bantları üretiliyor. Yapışkanlı bantların yanı sıra artık sprey yara bantları da üretilmeye başlandı. Bu sprey, yaranın üzerinde liflerden ince bir ağ oluşturuyor, yarayı korumaya alıyor ve yeni deri hücrelerinin oluşmasını sağlıyor.

Gelişen teknoloji ile birlikte yara bantları da daha akıllı hâle geliyor. Örneğin pH değerlerine göre renk değiştiren bir maddenin kullanıldığı yara bandı sayesinde iyileşmesi uzun zaman alan büyük yaralar kolayca takip ediliyor. Sağlıklı bir cildin pH değeri genelde 5’in altındadır. Yara iyileşme sürecindeyse yarılı bölgeye yapıştırılan bandın rengi değişmiyor. pH değerinin 6,5 – 8,5 arasında olmasıysa yaranın enfeksiyon kaptığı anlamına geliyor. Böyle bir durumda yara bandının rengi mora dönüşerek iltihabı haber veriyor.

Üzerlerine sensörler yerleştirilen ve bir mikroçipe bağlı olan yara bantları ise akıllı cihazlarla entegre şekilde çalışabiliyor. Bu mikroçip sayesinde yaranın güncel durumuyla ilgili veriler akıllı cihazlar üzerinden takip ediliyor. Böylece gerektiğinde yaralı bölgeye ilaç uygulanabiliyor ve yaranın daha hızlı iyileşmesi sağlanıyor.

Kaynaklar:

Kaynak: TÜBİTAK Bilim Genç