Hatırlanan gelenek: kolonya

0
117

Haber: Oğuzhan Uzan

Geçmişi 14’üncü yüzyıla dayanan, ilk zamanlarda insanların parfüm olarak kullandığı kolonya, çağımızın vebası diyebileceğimiz Kovid-19 virüsü ile tekrardan eski değerini görmeye başladı.

Bayramdan bayrama kullandığımız, kimi zaman evimizde, arabamızda hatta ofisimizde güzel koku bırakması sebebiyle kullandığımız kolonya, 2019 yılında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan Kovid-19 virüsü sebebiyle tekrardan yoğun ilgiyle karşı karşıya kaldı.

Peki nedir bu Macar suyu?

Kolonyanın tarihine baktığımızda ilk göze çarpan noktalardan biri adının ”Macar suyu” olarak geçmesidir. Peki nedir bu Macar suyu? İlk defa bir keşiş tarafından Macaristan Kraliçesi Elizabeth için üretilen bu koku aynı zamanda kolonyanın atasıdır. Rivayetlere göre 14’üncü yüzyılda, Floransa’da bulunan Santa Maria Manastırı’ndaki rahibelerin “Aqua Reginae” adıyla ürettikleri bu koku, 17’nci yüzyılda bir gezgin olan İtalyan parfümcü Gioyanni Paolo Feminis’in ilgisini çekti ve bu kokunun nasıl yapıldığını öğrenerek kendi ülkesinde üretme kararı aldı. Ülkesinde bu kokunun yapımına başlayan İtalyan parfümcü, denemeler esnasında kokuya bergamot, limon ve portakal esansı da katarak günümüzün kolonyasını üretti. Önce “Eau Admirable” (hayranlık verici su) daha sonra da “Eau de Cologne” (Köln suyu) olarak pazarlamaya başladı. Artan talep üzerine Feminis, Giovanni Maria Farina adlı bir başka İtalyan parfümcüyü yardıma çağırdı ve 1709’da Köln’de kurduğu fabrikada üretime devam etti. Köln Tıp Fakültesi’nin bu kokuyu tıbbi ürün olarak onaylamasının ardından kolonya Avrupa’da yaygınlaştı.

Sadeliğin ve saflığın simgesi haline geldi

Kolonya ilk geliştirildiği yıllarda tıbbi amaçla kullanılıyordu. O dönemki karışıma biberiye, portakal çiçeği, bergamot ve limondan oluşan ve ferahlatıcı özelliğe sahip olan karışım, sindirim sistemi rahatsızlıklarında ya şekerin üzerine damlatılarak alınıyordu ya da şaraba katılarak içiliyordu. Antiseptik özelliği ile de günümüzdeki ağız bakım suyu görevini görüyordu ve bu sebeple ağız temizleme de kullanılıyordu. Aynı zaman da yara temizliğinde ve kas ile eklem ağrılarının tedavisine yönelik olarak da kullanılıyordu. Sınıf savaşının en keskin biçimde yaşandığı yıllarda yükselen burjuvazi karşısında, ağır ve pahalı parfümlerle özdeşleşen aristokrasi yenik düşünce, ağır kokuların da itibarı azalmıştı. Kolonya gibi hafif ve ferahlatıcı kokular sadeliğin, saflığın simgesi haline geldi ve burjuvazinin gözdesi oldu. Köln’de 1799’da üretilmeye başlanan “4711” adlı kolonya markası, üretimi günümüzde de devam eden en eski kolonya markasıdır.

Peki ya kolonya Türkiye’ye ne zaman geldi?

Kolonyanın Türkiye’ye girişi ise Osmanlı Dönemi’nde 2. Abdülhamit zamanına denk gelmektedir. Rivayete göre, dönemin en büyük kolonya üreticisi Jean Marie Farina, Fahri Saray-ı Hümayun kolonyacısı ünvanını almak için başvuruda bulundu ve bu arzusu 1882 yılında padişaha arz edildi. Kaynaklara göre o zamanlarda Osmanlı’da kullanılan gül suyunun yerini hızlıca kolonya aldı. 20’nci yüzyılın başıyla birlikte Ethem Pertev, Süleyman Ferid ve Eyüp Sabri Tuncer gibi isimler tarafından kolonya üretimine geçildi ve bugün akla gelen kolonya markaların doğuşu da bu şekilde başladı.

Günümüzde sadece bayramlarda hatırlanan ve alınan kolonyalar, salgın sebebiyle tüm ülkede yoğun ilgiyle tekrardan eski günlerine döndü. Osmanlı’da gelen misafirin ellerine dökülen kolonyanın hem hijyeni sağlamak hem de hoş bir eda bırakmak amacı ne yazık ki günümüzde artık sadece hijyen amacıyla kullanılıyor. Babaannelerimizin veya anneannelerimizin evinde hiç eksilmeyen kolonyalar şu an genç-yaşlı demeksizin herkesin evinde eksik edilmiyor. Hatta sadece evde değil küçük boylarını da çantalarımızdan eksik etmemeye başladık.